sam yeli

salto

İt salto sıçrama, şahlanma << Lat saltum a.a. Lat salire, salt- sıçramak, ani hareketle kalkmak << HAvr *sl̥i- a.a.

salvia

İng/Lat salvia adaçayı Lat salūs sağlık << HAvr *solh₂-uHts (*sol-ūts) sağlık, selamet << HAvr *solh₂- (sol-) bütün, tam, kusursuz

salvo

İt salva 1. selam sözü, 2. selamlama veya korkutma amaçlı seri top atışı İt salvo sağ, salim, esen, emin << Lat salvus a.a. << HAvr *solh₂-wós (*sol-wós) a.a. HAvr *solh₂- (sol-) iyi olmak

salya

<< TTü salyar tükürük OYun sálion/salivári σάλιον/σαλιβάρι za.a. (Kaynak: DuCG sf. 2:1328)Lat saliua a.a. (Kaynak: EM sf. 590)

salyangoz

Yun sáliangas σάλιαγγας z«salyalı», sümüklü böcek Yun sálion σάλιον ztükürük

sam yeli

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
em sām [ilaç. Bu sözcük tek başına kullanılmaz, yalnızca böyle bir ikilemede anlamlı olur.]] [ Dede Korkut Kitabı, <1400?]
sām yélleri esmedin, Kazan, kulağum çıŋlar [ Meninski, Thesaurus, 1680]
sāmm vul. sām yeli: Ventus calidissimus viatores inficiens [yolcuları hasta eden çok sıcak rüzgâr]

Ar sāmm سامّ z [#smm fāˁil fa.] zehirleyen Ar samma سمّ zilaçla tedavi etti, zehirledi (≈ Aram sam סַם zilaç, zehir ≈ Akad şammu ot, şifalı ot, ilaç )

Not: Karş. susam.


24.08.2017
saman1

<< ETü saman kesilerek kurutulmuş tahıl gövdesi

saman2

Fa sāmān سامان zservet, zenginlik

samaryum

YLat samarium bir element (İlk kullanım: 1879 Paul Émile Lecoq de Boisbaudran, Fr. kimyacı.) öz Vassili E. Samarski Rus mühendis subay (1803-1870) +ium

samba

Port (Brez) samba Brezilya'de zenci kökenli bir dans Kikongo semba göbek?

samimi

Ar *ṣamīmī صميمى z [nsb.] içten Ar ṣamīm صميم z [#ṣmm faˁīl sf.] bir şeyin en iç kısmı, öz, ilik