sarkıntı

sarih

Ar ṣarīḥ صريح z [#ṣrḥ faˁīl sf.] berrak, net, anlamı açık Ar ṣaraḥa berrak idi, açık ve net konuştu

sarin

İng sarin Alm Sarin sinir sistemini etkileyen zehirli bir gaz (İlk kullanım: 1938 IG Farben, Alm. kimya şirketi.) öz Schrader, Ambros, Ritter gazı keşfeden Alman kimyagerler

sark|mak

<< ETü sark- salınmak, sallanmak, boş ve gevşek kalmak. << ETü *salk- ETü sal- +Ik-

sarkaç

TTü sark- +(g)Aç

sarkastik

Fr sarcastique acıtıcı bir şekilde alay eden Lat sarcasticus 1. dişiyle et koparan, 2. acı söyleyen, hicveden EYun sarkastikós σαρκαστικός z EYun sarkázō σαρκάζω zköpekler gibi ısırarak et koparmak +istik° EYun sárks σάρξ zet

sarkıntı

[ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
yoldan taşra ormanlara çıkan çeteci askerlere rast geleyüz (...) size ve bize sarkındı [saldırı, sataşma] ideler. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
sarkıntı: Taarruz, gasp, tecavüz, taaddi. Sarkıntılık: hırsızlık.

TTü sarkın- saldırmak, tecavüz etmek TTü sark- 1. asılı kalmak, sallanmak, 2. saldırmak +(In)tI

 sark-

Not: Sark- fiilinin iki anlamı arasındaki ilişki net değildir. İlk anlamı eğer ETü sal- "bırakmak, sallamak" fiilinin ses değişimine uğramış türevi ise, ikinci anlamı ETü sar- "sertleşmek, kavga etmek" fiilinden türemiş olabilir mi?

Benzer sözcükler: sarkıntılık


24.12.2015
sarkıt

TTü sark- +Ut

sarkoma

Fr sarcome İng sarcoma et görünümünde bir tür habis ur EYun sarkóō σαρκόω zete benzemek, etleşmek +ma(t) ≈ EYun sarks, sark- σαρξ, σαρκ- z(kesilmiş) et HAvr *twerḱ- kesmek

sarma

TTü sar- +mA

sarmal

TTü *sarma- +Al

sarman

TTü sar- kızmak, dikelmek, kavga etmek +mAn