seğmen

sefir

Ar safīr سفير z [#sfr faˁīl sf.] elçi, arabulucu, bir aşiretin diğerine gönderdiği haberci Ar safar سفر zuzun yol yürüme, yolculuk

segâh

Fa se-gāh سهگاه züç-durak veya üçüncü durak, müzikte bir perde

segman

Fr segment mafsal, eklem, bölüm Lat segmentum a.a. Lat secare, sect- kesmek, bölmek +ment° << HAvr *sek- kesmek

segment

İng segment mafsal, eklem, kesim

seğir|mek

<< ETü sékri- sıçramak, hamle etmek ETü sékiz uyanık, canlı +I- (Kaynak: Erdal sf. 2:480)

seğmen

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
segbān p. vul. seimen: köpek bekçisi. Canum custos et ductor [köpek bakıcısı], et miles ex cohorte Janissariorum primariis proxima [yeniçeri ocağında bir sınıf]. Paşa segbānleri vul. seimenleri: satellitium bassae [paşa muhafızı]. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
seğmen: asakir-i hafife, başıbozuk

Fa sagbān سگبان zköpek bakıcısı

 sekban

Not: 17. yy'dan itibaren türeyen paşa seymeni zümresi, taşrada güçlü paşalara bağlı düzensiz birliklerden oluşmaktaydı.

Benzer sözcükler: seymen


15.10.2014
seher

Ar saḥar سَحَر z [#sḥr faˁal ] gün ağarması, tan ≈ Aram şaḥar שַׁחַר za.a. ≈ Akad şēru a.a.

sehiv

Ar sahw سهو z [#shw faˁl msd.] dikkatsizlikle yapılan hata, unutkanlık Ar sahā dikkatsizlik veya unutkanlık yaptı

sehpa

Fa se-pāy سه پاى züçayak, tripod

sek

Fr sec kuru, su katılmamış << Lat siccus kuru << HAvr *sei̯k- suyu akmak

sek|mek

<< OTü sek- adım atmak, hoplamak