sek|mek

seğmen

Fa sagbān سگبان zköpek bakıcısı

seher

Ar saḥar سَحَر z [#sḥr faˁal ] gün ağarması, tan ≈ Aram şaḥar שַׁחַר za.a. ≈ Akad şēru a.a.

sehiv

Ar sahw سهو z [#shw faˁl msd.] dikkatsizlikle yapılan hata, unutkanlık Ar sahā dikkatsizlik veya unutkanlık yaptı

sehpa

Fa se-pāy سه پاى züçayak, tripod

sek

Fr sec kuru, su katılmamış << Lat siccus kuru << HAvr *sei̯k- suyu akmak

sek|mek

KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
sekti: daraca [adım attı, hopladı] Çağ: [ Pavet de Courteille, Dictionnaire Turc Oriental, <1500]
sekmek: marcher en sautillant, en parlant de la perdrix [keklik gibi sekerek yürümek]

<< OTü sek- adım atmak, hoplamak

Not: ETü fiile rastlanmaz; ancak karş. ETü sekü "taş basamak". • Kaş sf. I.330'da zikredilen sekit- "diz çöktürmek" biçimi muhtemelen sökit- okunmalıdır (Claus sf. 820).

Benzer sözcükler: seke seke, sekme, sektirmek

Bu maddeye gönderenler: seki1, seksek


01.01.2016
sekans

Fr séquence süre içinde peş peşe giden şeyler, dizi Lat sequentia a.a. Lat sequi, secut- izlemek, takip etmek, peşinden gelmek +entia << HAvr *sekʷ- izlemek, peşinden gitmek

sekant

Fr sécante Alm Sekant bir daireyi kesen açı (İlk kullanım: 1583 Thomas Fincke, Dan. matematikçi.) << Lat secans kesen Lat secare kesmek, ayırmak +ent°

sekban

Fa sagbān سگبان zköpek bakıcısı § Fa sag سگ zköpek (≈ Sans śvaka श्वक z«köpek-gibi», kurt << HAvr *ḱwóns a.a. ) Fa bān بان zbakan, güden

sekel

Fr séquelle bir şeyin devamı veya izleyeni, tıpta bir hastalığın devamında görülen ikincil belirti Lat sequela bir şeyin devamı, müteakip Lat sequi izlemek

sekene

Ar sakana(t) سكنة z [#skn faˁala(t) çoğ.] bir yerde oturanlar, sakinler Ar sākin ساكن z [t.] oturan