sekban

sehpa

Fa se-pāy سه پاى züçayak, tripod

sek

Fr sec kuru, su katılmamış << Lat siccus kuru << HAvr *sei̯k- suyu akmak

sek|mek

<< OTü sek- adım atmak, hoplamak

sekans

Fr séquence süre içinde peş peşe giden şeyler, dizi Lat sequentia a.a. Lat sequi, secut- izlemek, takip etmek, peşinden gelmek +entia << HAvr *sekʷ- izlemek, peşinden gitmek

sekant

Fr sécante Alm Sekant bir daireyi kesen açı (İlk kullanım: 1583 Thomas Fincke, Dan. matematikçi.) << Lat secans kesen Lat secare kesmek, ayırmak +ent°

sekban

"köpek bakıcısı" [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
bir-durur segbān-ıla sulṭān aŋa [köpek bakıcısı ile sultan onun gözünde birdir] "... kapıkulu ocağında bir hizmetli sınıfı" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
'Biŋ on altıda kırıldı segbān' deyu Rūm müverriχleri Egre'den firār eden Celālīleri böyle tahrīr etmişler

Fa sagbān سگبان zköpek bakıcısı § Fa sag سگ zköpek (≈ Sans śvaka श्वक z«köpek-gibi», kurt << HAvr *ḱwóns a.a. ) Fa bān بان zbakan, güden

 kanin, +ban

Not: Osmanlı Devleti'nde kapıkulu ocağında bir hizmetli sınıfının adı iken daha sonra taşra sipahilerinin özel muhafız birliklerine bu ad verilmiştir. • Seg "köpek" için karş. Sans śvā, gen. śúnas "köpek". HAvr */k/ > İr */s-/ = Sans /ś/ evrimi standarttır.

Bu maddeye gönderenler: seğmen


15.11.2019
sekel

Fr séquelle bir şeyin devamı veya izleyeni, tıpta bir hastalığın devamında görülen ikincil belirti Lat sequela bir şeyin devamı, müteakip Lat sequi izlemek

sekene

Ar sakana(t) سكنة z [#skn faˁala(t) çoğ.] bir yerde oturanlar, sakinler Ar sākin ساكن z [t.] oturan

seki1

<< ETü sekü ayaklık, basamak, banko

seki2

<< TTü sekil at ayağındaki aklık ?

sekiz

<< ETü sekiz/sekkiz 8