sinek

sinarit

Yun sinagrída συναγρίδα zbir tür balık, dentex dentex << EYun synagrís συναγρίς za.a.

sincap

Fa sincāb سنجاب zsincap

sindir|mek

<< ETü siŋür- hazmetmek ETü siŋ- içine girmek, hazmedilmek +(g)Ur-

sine

Fa sīna سينه zgöğüs, kucak << OFa sēnag a.a.

sinefil

Fr cinéphile sinemasever

sinek

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
siŋek [[yerleşik halkın dilinde "sivrisinek" demektir; göçebeler "karasinek" anlamında kullanır.]] (...) kömiçe siŋ etti [[sivrisinek vızladı]] TTü: sivrisinek [ Yazıcızade Ali, Tarih-i Âl-i Selçuk, 1423]
çok üyez ve sivri süŋek pìli dermānde kılurlar [çok tatarcık ve sivrisinek fili aciz bırakır] TTü: sinekkaydı [ A. Fikri, Lugat-ı Garibe, 1889]
sinek kaydı: Kaplama kel.

<< ETü siŋek kara veya sivri sinek onom siŋ çınlama veya vınlama sesi +Ak

Benzer sözcükler: sinek sıklet, sinekkaydı, sineklik, sivrisinek


05.11.2018
sinema

Fr cinéma [abb.] Fr cinématographe hareketli görüntü kaydeden cihaz (İlk kullanım: 1895 Louis Lumière, Fr. mucit.) § EYun kínema κίνεμα zhareket (EYun kinéō κινέω zhareket etmek, devinmek +ma(t) ) EYun grapheús γραφεύς zyazar, yazan

sinematek

Fr cinémathèque sinema kütüphanesi (İlk kullanım: 1936 Henri Langlois, Fr. sinema tarihçisi.) § Fr cinéma sinema EYun thḗkē θήκη zdepo, mağaza

sinerji

Fr synérgie İng synergy birlikte işleme, güç birliği EYun synérgeia συνέργεια za.a. EYun syn+ érgō έργω zişlemek, çalışmak

single

İng single tek, tekli şey Lat singulus a.a. << Lat *sim-culus «tek-çik»

sini

Fa sīnī سينى zbüyük bakır tepsi