sunturlu

sundurma

TTü sundur- uzatmak +mA TTü sun- uzanmak +tUr-

sungur

<< ETü suŋkur doğana benzer bir yırtıcı kuş, şahbaz, falco gyrfalco

suni

Ar ṣunˁī صنعى z [nsb.] sanatlı, ustalıklı, yapay Ar sunˁ صنع z [#ṣnˁ fuˁl msd.] yapma, el becerisi ile imal etme

sunroof

İng sun-roof çatıda bulunan güneşlenme terası § İng sun güneş (<< Eİng sunne a.a. << HAvr *sh₂wen- (*swen-) a.a. ) İng roof çatı, dam

sunta

marka Sunta [abb.] TTü suni tahta

sunturlu

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
sonturlu, sontürlü صونتورلو: Egregius, jucundus [eğlenceli, neşeli] [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
suntur: Santur, telli kanun. Avam zebanzedi gürültü, şaşaa. Sunturlu düğün: Debdebeli. "ağır, okkalı (küfür)" [ Cumhuriyet - gazete, 1931]
Mehmed'e sunturlu bir küfür savurmuş

<< TTü santur telli bir çalgı

 santur


03.11.2014
supanglez

Fr soupe anglaise «İngiliz çorbası», bir tür tatlı (§ Fr soupe çorba Fr anglais İngiliz ) İt zuppa inglese a.a.

supap

Fr soupape 1. çene-altı [esk.], 2. belli bir basınç altında açılan kapakçık EFr sub+ pape çene

supe

Fr souper [den.] çorba içmek, gece yenen hafif yemek Fr soupe sulu yemek, çorba Ger *sūpan içmek, yudumlamak

suples

Fr souplesse esneklik Fr souple esnek << Lat supplex, supplic- bükülen, eğilen Lat sub+ plicare katlamak

sur1

Ar sūr سور z [#swr] savunma duvarı, sur Aram şūr, şawərā שׁוּרׇא, שׁוּר z [#şwr] a.a. ≈ İbr şawrah שׁוּרׇה zhat, sıra, saf