tamperaman

tamam

Ar tamām تمام z [#tmm faˁāl msd.] 1. bitme, bitim, bitiş, tamlık [isim], 2. bitmiş, bütün [sıfat] Ar tamma تَمَّ zbitti

tambur1

Ar/Fa ṭambūr طنبور zHorasan veya Orta Asya'ya özgü bir tür telli çalgı ~? OTü dambırtı/dambıra onom

tambur2

Fr tambour 1. silindir şeklinde davul, 2. mimaride silindir şeklinde kubbe altlığı << EFr tabour davul Ar ṭabl طبل za.a.

tamim

Ar taˁmīm تعميم z [#ˁmm tafˁīl II msd.] genelleştirme, kamuya maletme, genelge Ar ˁamma عمّ zherkesi kapsadı

tamir

Ar taˁmīr تعمير z [#ˁmr tafˁīl II msd.] canlandırma, diriltme, onarma Ar ˁamara عَمَرَ zcan verdi, bayındır kıldı

tamperaman

"müzik terimi" [ Milliyet - gazete, 1952]
'Modern Türk Musıkisi' adı altında vücude getirdikleri tamperamanlı eserler içindeki yabancı unsurlar "... huy, kapris" [ Milliyet - gazete, 1957]
Ben tamperamanlı bir kadınım, büyük heyecanlara ihtiyacım var.

Fr tempérament 1. ölçü, ölçek, özellikle müzikte akort dengesi, 2. huy, mizaç Lat temperamentum Lat temperare [den.] bir şeyi ölçülü ve zamanlı yapmak, orantılı karıştırmak, itidalli olmak +ment° Lat tempus, tempor- zaman

 tempo


29.09.2017
tampon

Fr tampon tapa, pansuman fitili, keçe, darbe emici, otomobil tamponu << EFr tapon tapa, tıkaç, ağızdan dolma toplarda barut sıkıştırma aracı Ger *tappo tapa, tıpa

tamtam

Fr tam-tam vahşi kabilelere özgü davul onom

tamu

<< ETü tamu cehennem Sogd tm, akk. tmw Hıristiyan ve Mani öğretisinde cehennem Ave təmah- karanlık, (mec.) akıl kararması, delilik (Kaynak: Barth sf. 648-649)≈ Sans tāmasa तामस zkaranlık yer, gece, dünyanın sonu

tan1

<< ETü taŋ 1. acayip şey, mucize, 2. gün doğumu

tan2

Ar ṭaˁn طَعْن z [#ṭˁn faˁl msd.] başa kakma, serzeniş, ayıplama Ar ṭaˁana طَعَنَ zbaşa kaktı, ayıpladı