tan2

tamperaman

Fr tempérament 1. ölçü, ölçek, özellikle müzikte akort dengesi, 2. huy, mizaç Lat temperamentum Lat temperare [den.] bir şeyi ölçülü ve zamanlı yapmak, orantılı karıştırmak, itidalli olmak +ment° Lat tempus, tempor- zaman

tampon

Fr tampon tapa, pansuman fitili, keçe, darbe emici, otomobil tamponu << EFr tapon tapa, tıkaç, ağızdan dolma toplarda barut sıkıştırma aracı Ger *tappo tapa, tıpa

tamtam

Fr tam-tam vahşi kabilelere özgü davul onom

tamu

<< ETü tamu cehennem Sogd tm, akk. tmw Hıristiyan ve Mani öğretisinde cehennem Ave təmah- karanlık, (mec.) akıl kararması, delilik (Kaynak: Barth sf. 648-649)≈ Sans tāmasa तामस zkaranlık yer, gece, dünyanın sonu

tan1

<< ETü taŋ 1. acayip şey, mucize, 2. gün doğumu

tan2

[ Nasırüddin Rabguzi, Kısasü'l-Enbiya, 1310]
havādağı kuşlar maŋa ṭaˁn kılurlar

Ar ṭaˁn طَعْن z [#ṭˁn faˁl msd.] başa kakma, serzeniş, ayıplama Ar ṭaˁana طَعَنَ zbaşa kaktı, ayıpladı

Not: Günümüzde sadece Zahid bana tan eyleme mısraıyla başlayan Bektaşi nefesinde.


22.08.2017
tanassur

Ar tanaṣṣur تنصّر z [#nṣr tafaˁˁul V msd.] Hıristiyanlaşma Ar nāṣirī/naṣrānī ناصرى/نصرانى zNasıralı, Hıristiyan

tandans

Fr tendance eğilim, yönelim OLat tendentia (bir yöne doğru) çekilme Lat tendere, tens- germek, çekmek +entia

tandem

İng tandem ardarda koşulu iki atlı araba, iki kişilik bisiklet Lat tandem ardından, nihayet, sonunda

tandır

Ar/Fa tanūr/tannūr تنّور zfırın, özellikle kilden yapılan kuyu şeklinde fırın Aram tanūrā תנורא za.a. ≈ Akad tinūru a.a.

tane

Fa dāne دانه ztohum, tane, özellikle tahıl tanesi << OFa dānag a.a. ≈ Ave *dānā- a.a. << HAvr *dʰoH-néh₂ (*dʰō-nā́) tahıl