tatil

tat2

<< ETü tat yabancı, kâfir, özellikle İranlı

tatar

öz Tatar 1. bir Moğol aşireti, 2. Moğol hanedanı tarafından yönetilen Kıpçak Türklerine verilen ad

tatarcık

öz Tatar Türk veya Moğol asıllı bir göçebe halk +çUk

tatava

?

tatbik

Ar taṭbīḳ تطبيق z [#ṭbḳ tafˁīl II msd.] kapak gibi örtme, örtüştürme, uygulama Ar ṭibḳ طبق ztencere kapağı

tatil

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
taˁtīl: Battal komak. Otiosum reddere & missum facere, derelinquere [boşa bırakmak, terk etmek], negligere [ihmal etmek], & vastare terram [harap etmek]. ders tatili [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
eyyām-ı taˁtil: mekâtib azadı, paydos vakti, eyyam-ı haliye. Ders tatili. tatil köyü [ Milliyet - gazete, 1964]
1965 yılında inşa edilecek iki 'Tatil Köyü' özel sektöre devredilecek

Ar taˁṭīl تعطيل z [#ˁṭl tafˁīl II msd.] atıl etme, başıboş bırakma, ihmal etme, salma Ar ˁaṭala عطل zhareketsiz veya başıboş idi

 atalet

Benzer sözcükler: tatil köyü, tatilci, tatile çıkmak


15.01.2015
tatmin

Ar iṭminān إطمنان z [#ṭmn ifˁilāl XI msd.] dinme, sakinleşme, rahatlama

tattoo

İng tattoo dövme (İlk kullanım: 1769 James Cook, İng. kâşif.) Tahiti tatau

tatula

Fa tatula تاتوله zzehirli ve dekoratif bir bitki, datura Hind dhatūra a.a.

taun

Ar ṭāˁūn طاعون z [#ṭˁn] veba, veba kabarcığı Ar ṭaˁana طعن zmızrak veya kılıçla deldi, sançtı

tav1

Ar ṭawˁ طَوْع z [#ṭwˁ faˁl msd.] 1. boyun eğme, itaat etme, rıza, 2. muti, itaat eden, boyun eğen Ar tāˁa طَاعَ zboyun eğdi, razı oldu