tekaüt

tek

<< ETü tek yalnız, suskun

tekabül

Ar taḳābul تقابل z [#ḳbl tafāˁul VI msd.] birbirine yönelme, yüz yüze gelme Ar ḳabala قَبَلَ zyöneldi

tekâlif

Ar takālīf تكاليف z [#klf tafāˁīl çoğ.] külfetler, angaryalar Ar taklīf تكليف z [II msd.] külfet, zorunlu kamu hizmeti, angarya

tekâmül

Ar takāmul تكامل z [#kml tafāˁul VI msd.] olgunlaşma, kusursuzluk Ar kamala كمل ztam ve olgun idi

tekâsüf

Ar takāṯuf تكاثف z [#ks̠f tafāˁul VI msd.] sıklaşma, yoğunlaşma Ar kaṯafa كثف zsık idi

tekaüt

"aktif görevden ayrılma" [ Fatih Sultan Mehmed, Kanunname-i Al-i Osman, <1481]
vezīri aˁzām teḳāˁüd istese senede yüz elli bin akça vérilsin "oturma, konaklama" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
Paşa efendimizle serāyında on gün teḳāˁüd edüp [ Reşat Nuri Güntekin, 1926]
Beyefendi senin tekaüdüne [emekliye ayrılmana] lüzum gösterdi

Ar taḳāˁud تقاعد z [#ḳˁd tafāˁul VI msd.] 1. oturma, 2. eylemli olmama, inzivaya çekilme Ar ḳaˁada قعد zoturdu

 kaide

Not: “Yaşlılık veya sakatlık nedeniyle bir maaş bağlayıp aktif görevden uzaklaşma” anlamı Türkçeye özgü olup 17. yy'dan itibaren rastlanır.

Benzer sözcükler: tekaüdiye

Bu maddeye gönderenler: mütekait


06.04.2019
tekbir

Ar takbīr تكبير z [#kbr tafˁīl II msd.] yüceltme, Allahu ekber deme Ar kabbara كَبَّرَ z [II f.] büyüttü, yüceltti

tekdir

Ar takdīr تكدير z [#kdr tafˁīl II msd.] bulandırma, bunaltma, azarlama, ayıplama Ar kadara كَدَرَ zsıkıldı, bunaldı

teke

<< ETü teke erkek keçi

tekebbür

Ar takabbur تكبّر z [#kbr tafaˁˁul V msd.] büyüklenme, büyüklük taslama Ar kabura كَبُرَ zbüyük idi, büyüdü

tekeffül

Ar takafful تكفّل z [#kfl tafaˁˁul V msd.] kefil olma, birinin kefaletini üstlenme Ar kafala كفل zkefil oldu