tuvalet

tutuklu

TTü tut- +Uk

tutum

TTü tut- +Im

tutuş|mak

<< ETü tutuş- karşılıklı veya birlikte tutmak, kavgaya tutuşmak ETü tut- +Iş-

tutya

Ar tūtiyāˀ توتياء zçinko oksit minerali, rastık Sans tutha çinko oksit veya bakır sülfit minerali, göztaşı

tuval

Fr toile 1. seyrek dokunmuş kumaş, bez, çul, 2. üzerine resim yapılan bez << Lat tela bez

tuvalet

"kadın giyimi" [ Hüseyin Rahmi Gürpınar, Şık, 1889]
günde birkaç defa saçlarını tarayıp tuvaletini 'a la mode' tanzim etmesine asla mani olamaz. tuvalet odası "... giynme odası" [ Hüseyin Rahmi Gürpınar, Toraman, 1919]
Ben tuvalet odasının kapısını maymuncukla açıp içeri gireyim. tuvalet mahalli "... hela" [ Akşam - gazete, 1929]
Yolda bir aralık tuvalet mahalline gitmek lüzumunu hisseder. Aptesanede işini bitirdikken sonra

Fr toilette [küç.] 1. kadın giyim ve donanımı (17. yy), 2. giyim ve makiyaj odası (18. yy), 3. hela (19. yy) Fr toile bez, çul, giysi +et°

 tuval

Benzer sözcükler: gran tuvalet, tuvalet kâğıdı, tuvalet masası, tuvalet sabunu, tuvaleti gelmek


15.02.2020
tuvana

Fa tuvānā توانا zgüçlü, kuvvetli Fa/OFa tuvān/tavān توان/توان zgüç, kuvvet +ā(n) Fa/OFa tāv تاو za.a.

tuyuğ

ETü tuy- duymak, anlamak +I(g)

tuz

<< ETü tūz tuz <<? ETü *tuwuz

tuzak

<< ETü tuzak tuzak

ünl tükürme sesi, tahkir ünlemi, yazıklama ünlemi