var|mak

vantrikül

Fr ventricule kalbin bir bölümü, karıncık Lat ventriculus [küç.] karıncık Lat venter karın +icul° << HAvr *wend-tri- karın, rahim

vantrilok

Fr ventriloque karnından konuşan Lat ventriloquus a.a. § Lat venter karın Lat loqui konuşmak

vantuz

Fr ventouse emici, tedavi amacıyla kullanılan emici kap OLat cucurbita ventosa «havalı hıyar», bir tıp gereci Lat ventus rüzgâr, hava +os°

vapur

Fr bateau à vapeur buharlı gemi Fr vapeur buhar << Lat vapor a.a. << HAvr *kʷap- HAvr *kʷēp- tütmek

var

<< ETü bār sahip olunan, mülk (ad); var (yüklem) ≈? ETü bar- gitmek

var|mak

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
azkıña erin tezip bardı [az sayıda adamla kaçıp gitti] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ol ewke bardı [eve gitti] TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
varmak: Gitmek. (...) seyre varmak, kocaye varmak, varüp gelmek TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
varmak: Bir yere yetişmek, vusūl. (...) eli varmamak, farkına varmak, üstüne varmak

<< ETü bar- gitmek

Not: Esasen git- fiili ile eş anlamlı iken geç dönemde anlam ayrışmasına uğramıştır. Özgün anlamı kocaya varmak, varıp gitmek gibi deyimlerde korunur.

Benzer sözcükler: farkına varmak, tümevarım, üstüne varmak, varan, vardırmak, varılmak, varış


30.04.2015
varagele

TTü vara gele git gel

varak

Ar waraḳ ورق z [#wrḳ faˁal ] bitki yaprağı, altın veya gümüş veya kâğıt yaprağı

varaka

Ar waraḳa(t) ورقة z [#wrḳ faˁala(t) mr.] tek yaprak, belge

varan

Fr varane Mısır'a özgü dev kertenkele, varanus niloticus YLat varanus a.a. (İlk kullanım: 1820 Blasius Merrem (1761-1924), Alm. zoolog.) Ar waral/waran ورل/ورن z [#wrl] a.a.

vardakosta

İt guardacosta sahil koruma § İt guardia koruma, nöbet tutma İt costa kenar, kıyı