vebal

vaziyet1

Ar waḍˁ وضعيّة z [#wḍˁ msd.] koyma, konum +īya(t)2 Ar waḍaˁa وضع zkoydu, indirdi

vaziyet2

Ar waḍˁu yadd وضع يدّ zel koyma § Ar waḍˁ وضع zkoyma Ar yadd يدّ zel

vazo

İt vaso saksı, çiçeklik << OLat vasum << Lat vas kap, tas, çanak, damar

ve

Ar wa وَ zve (bağlaç) ≈ Fa/OFa ū وُ za.a.

veba

Ar wabāˀ وباء z [#wbA faˁāl ] bulaşıcı hastalık, salgın

vebal

[ Edib Ahmed, Atebet-ül Hakayık, <1250 (1444)]
bu dunyā neŋindin yigü keḏgülük / al artuk tileme wabāl yüḏgülük [bu dünya malından yiyecek ile giyecek al, fazlasını isteme, yük ve ağırlıktır] [ Erzurumlu Darir, Kıssa-i Yusuf terc., <1377]
lāyıḳ idi kim baŋa ola ḥalāl / uşbu endīşe aŋa kaldı wabāl

Ar wabāl وبال z [#wbl faˁāl msd.] ağır yük, bela, sorumluluk Ar wabala وبل z(yük) yükledi (≈ Akad wabālu getirme, taşıma )

Bu maddeye gönderenler: bela (iptila, laubali)


28.07.2015
vecd

Ar wacd وجد z [#wcd faˁl msd.] 1. bulma, 2. tasavvufta ekstaz haline ulaşma, coşku, ekstaz Ar wacada وَجَدَ z1. buldu, bulundu, 2. bilincine vardı

vecibe

Ar wacība(t) وجيبة z [#wcb faˁīlā(t) sf. fem.] ödenmesi gereken şey, ödev Ar wacaba وجب zborç idi, vacip idi

vecih

Ar wach وجه z [#wch faˁl ] yüz, cephe, taraf ≈ Ar ciha(t) a.a.

veciz

Ar wacīz وجيز z [#wcz faˁīl sf.] kısa, özlü, anlamlı (söz) Ar wacaza وجز zözlü söz söyledi

veçhe

Ar wacha(t) وجهة z [#wch faˁla(t) mr.] yönelim, yön, yüz Ar wacaha وجه zyöneldi, yüzünü bir yana çevirdi