yakamoz

yak

İng yak Tibet sığırı, bos grunniens Tib gyag

yak|mak1

<< ETü yak- yaklaşmak, (el) dokundurmak, (yağ, merhem) sürmek ≈ ETü yaġu- yaklaşmak +ik°

yak|mak2

<< ETü *yak- ateş yakmak

yaka

<< ETü yaka yan, kıyı, sınır ETü yak- yaklaşmak, yanına gelmek +A

yakala|mak

TTü yaka +lA-

yakamoz

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
yakamoz: Denizde görülen ateş paresi gibi balık izlerinden şule.

Yun diakamós διακαμός zdeniz yüzeyinde ışıltı Yun diakéō διακαίω z(içinden) tutuşmak, parıldamak Yun dia+ kaíō καίω zyanmak

 koter


04.12.2014
yakar|mak

<< ETü yakar- yalvarmak

yakı

<< ETü yakıġ yaraya sürülen bir tür ilaç ETü yak- +I(g)

yakın

<< ETü yākın yakınca, yakından (zarf), yan (ad) ETü yāk yakın (sıfat) +In << ETü yağuk a.a. ETü yak- yanaşmak, yaklaşmak +Uk

yakın|mak

<<? TTü yakın-/yanık- yanmak TTü yak-/yan- a.a. +In-

yakış|mak

<< ETü yakış-/yaġuş- (birbirine) yaklaşmak, yakın olmak ETü yak- yaklaşmak, bitişmek +Iş-