yan

yamçı

<<? OTü yamçi ulak, haberci

yamrı yumru

TTü yaŋıl- yanılmak, eğrilmek

yamuk

<< TTü yaŋıl- yanılmak, eğrilmek

yamul|mak

<< TTü yaŋıl- yanılmak, bozulmak, eğrilmek

yamyam

Fr/İng niam-niam/iam-iam Güney Sudan'da insan eti yediği rivayet edilen bir kavim, Azande'ler

yan

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
yan [[kalça kemiği, kalça kemiği başı]] ETü: [ Kutadgu Bilig, 1069]
baġdaş ilme yanın yatmaġıl [bağdaş kurma, yan? kalça üstü? yatma] (...) tilep bulamadım tip yanın yatġu yok [isteyip bulamadım diye yan? kalça üstü? yatmak yok] KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
yan: al-canb [bedenin yan tarafı] [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
yan bakmak, yan gelmek

<< OTü yan taraf, canip ≈ ETü yan kalça kemiği, özellikle kemik başı ≈? ETü yan- dönmek

Not: Kutaḏġu Bilig'deki iki kuşkulu örnek dışında "bedenin yanı, canip" anlamında ETü örneği görülmez. Ancak karş. ETü yaŋak, yama-.

Benzer sözcükler: yan bakmak, yan çıkmak, yan dönmek, yan yana, yanal, yanaz, yancı, yandan çarklı, yanlı, yansız


03.08.2015
yan|mak

<< ETü-OK yān- parlamak, yanmak << ETü *yağın- ETü *yak- ateş yakmak +In-

yanak

<< ETü yaŋak iki yanın her biri, çene kemiğinin iki kanadı ETü yan- dönmek +(g)Ak

yanardağ
yanaş|mak

OTü yana- yanına gelmek +Iş- OTü yan

yandaş

TTü yan +dAş